SEALDREAM

SANATIN SONSUZLUĞA SELAMI-DÜŞLERİNE DOKUN-AMA BÜYÜSÜ BOZULMASIN
 
AnasayfaİNTROTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ŞEYH SAİT İSYANI VE KOMİNTERN

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 61
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: ŞEYH SAİT İSYANI VE KOMİNTERN   Ptsi Ara. 14, 2009 12:04 am

KOMİNTERN BELGELERİNDE ŞEYH SAİT İSYANI

Işıl TURAN

İstanbul Üniversitesi ****** İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü

Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’in Moskova’daki eski adı Sovyetler

Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi bünyesindeki Marksizm-Leninizm

Enstitüsü Merkez Parti Arşivi olan Rusya Toplumsal-Siyasal Tarih Devlet

Arşivi’nde (RGASPİ)1 bulduğu iki rapor, Komintern’in (Komünist

Enternasyonal) Şeyh Sait İsyanı’na ve o dönemki Türkiye’deki gelişmelere

Bakışına ışık tutuyor.2 3 Mart ve 6 Mart 1925 tarihlerinde Komintern’e

Sunulmak için kaleme alınan raporlar, “Kürdistan’daki Ayaklanma” ve

“Türkiye’deki Hükümet Değişimi” başlıklarını taşıyor. Her iki rapor da Dr. H.

Stürmer’in imzasını taşıyor. Asılları Almanca olan her iki raporun üstünde

Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu (İKKİ) Arşivi damgası bulunuyor.

Doğu Raporu

3 Mart 1925, Berlin

KÜRDİSTAN’DAKİ AYAKLANMA

1. Genel Anlamı

Kürt Ayaklanmaları, Yunanların Osmanlı topraklarını işgal ettiği

Dönemde de tekrar tekrar cereyan etmiş, fakat buna rağmen Ankara hükümeti

İçin bir tehlike oluşturmamıştı. Patrikhane sorununun yol açtığı şimdiki Türk-

Yunan gerginliği de askeri açıdan yine ciddiye alınacak bir tehlike

Oluşturmuyor. Her an bir harekât yapabilecek gücü olan Türk ordusunun doğuda

Önü açık görünüyor. Kürt Ayaklanmasının, Ankara hükümetini askeri anlamda

Sarsması gibi bir durum söz konusu değil. Ayaklanmaya asıl ve en başta, yakın

Gelecekte çözülmesi beklenen Musul sorununa etkisi açısından bir anlam ve

Önem verilmeli.

2. Ayaklanmanın Merkezi, Yayılması ve Askeri Durum

Bingöl’ün Genç ilçesinde başlayan ayaklanmayı “basit bir çete savaşı”

Olarak küçümseyen Fethi Bey hükümeti, isyancıların, müdahale için gönderilen

Küçük bir jandarma birliğini -yerli basından gelen haberlere göre- sürpriz bir

Şekilde geri püskürtülmeleri üzerine görevi bıraktı ve İsmet Paşa, rahatsızlığı

Daha tam geçmeden yeni hükümetin başına geçti. Hükümet, Kürt başkaldırısının

Ergani, Diyarbakır ve Harput’a da yayılması üzerine on iki doğu ilinde savaş

Hali ilân etti. Bir ara Diyarbakır, Malatya ve Ergani’nin Kürtlerin eline geçtiğini

Duyurdu, ancak daha sonra bunu yalanlandı. Bu arada Elazığ ve Harput’tan

Yerel halkın geri püskürttüğü isyancıların, stratejik önemi olan Dersimi ele

Geçirdikleri söyleniyor. Hareketin Urfa’ya kadar yayılması (ki bugüne dek

Yalanlanmış değil) ise çok önemli, çünkü isyancılar böylelikle Musul sınırının

Büyük bir bölümünü kontrol altında tutabilecek ve buradaki Kürtlerle doğrudan

İlişki kurabilecekler. Ayaklanmanın başlamasından bu yana geçen iki hafta

Sonunda durum, Türk hükümeti açısından biraz düzelmiş görünüyor.

Ayaklanma yazın olsaydı, Türk Ordusu tarafından birkaç hafta içinde

Bastırılması işten bile olmazdı, ancak şu sıralar bölge karla kaplı olduğundan

Harekât birkaç ay sürecek gibi gözüküyor.

3. Görünen Nedenler; Hareketin Doğuşu ve

Hedefi Hakkında Türk ve İngiliz Görüşleri

Hareketin önderi Şeyh Sait’in Manifestosunun gösterdiği hedefler:

• Türkiye’den bağımsız bir Kürt devleti kurulması

• Başına bir kralın atanması

• Halifeliğin ve Şeriatın yeniden inşası

a. Din Faktörü: Şeyh Sait’in kendisi, İran’ın Hiva ve Buhara kentlerine

Kadar genişlemiş bulunan Nakşibendî Tarikatı’nın başıdır. Ayaklanmanın itici

Gücü, İslam cephesindekiler için dayanılmaz olan ve “Müslümanlıkla hiçbir

Şekilde bağdaşmayan” Ankara hükümetinin “laikleşme politikası” oldu.

Özellikle hayal gücünün genişliğiyle tanınan ve güvenilebilirliği az olan

“Chicago Tribune” muhabiri, “isyancıların süngüsünün Kuran-ı Kerim”

olduğunu belirtiyor ve “Daily Telegraph”ın “Din Savaşı” şeklinde manşet

atmasına sebep oluyor. Ayrıca Bursa, Trabzon ve Erzurum gibi “dini

merkezlerin” hükümete karşı büyük öfke içinde olduğunu bildiriyor. Türk basını

ise, ayaklanmanın tam da Ziyaeddin Hoca’nın Meclis’te laikliği şiddetle

eleştirdiği konuşmasının hemen ertesinde başlamasının bir “işaret” olduğu

konusunda görüş birliği içinde. Ankara’daki tedirgin çevrelerin, “Halifeliği ve

Şeriatı geri getirmeyi amaçlayan hareket ülkenin tümünü kapsayabilir”

korkusuyla İstanbul ve Trabzon’da sıkıyönetim uygulanması yolundaki

isteklerini hükümet geri çevirdi. Öte yandan “Manchester Guardian” ise

Kürtlerin Müslümanlıkla ilişkilerinin gevşek ve bağnazlıktan uzak olması

nedeniyle halifelik konusunun, her ne kadar manifestoda özel olarak vurgulansa

da, ayaklanmanın asıl amacına erişmede olsa olsa körükleyici bir rol oynadığını

ileri sürüyor.

b. Hanedan Faktörü: Sultan Abdülhamit’in, Paris’te sürgün hayatı

yaşayan ve isyancılar arasında olduğu iddia edilen oğlu Selim Efendi’nin,

isyancılar tarafından tahta çıkarılmak istendiği ileri sürülüyor. Ankara ise, iki yıl

önce sürgüne gönderilen Abdülhamit dönemi hanedan mensuplarından çoğunun

vaktiyle Musul, İran ve Suriye’ye gittiğini ve şimdiyse Türkiye sınırları içindeki

Kürt bölgelerine geçtiğini belirtiyor ve ayaklanmanın yönetimini

üstlendiklerinin altını çiziyor. Osmanlı Sarayının ileri gelenlerinden oluşan

yaklaşık 150 kişilik bir komitenin, ayaklanmayı İsviçre’den ve Suriye’den

yönettiği söyleniyor. Ayaklanmanın, Şeyh Sait’in iki oğlunun, bilgi toplamak

için gittikleri İstanbul ve Halep’ten geri dönmelerinin hemen ardından patlak

verdiği yolunda Fethi Bey’in de dikkati çekilmişti. Ankara basını, ayaklanmayı,

Cumhuriyet yönetiminin, doğu illeriyle ilgili hemen hiçbir soruna el atmadığı

yolunda algılandığının bir göstergesi olarak tanımlıyor ve bunun ciddi bir uyarı

olduğunu belirtiyor.

c. Sosyo-Ekonomik ve Ulusal Faktörler: Din faktörünü reddeden ve

Musul sorununun çözümü için (bkz. madde 4) Türkiye’nin baskısı olduğuna

inanmayan “Manchester Guardian” gazetesine göre hareket, Kürtlerin

bağımsızlıklarına kavuşma sürecinin yeni bir aşamasından başka bir şey değil

ve gerçek nedeni, “ulusal kimlik (ırk) ve belki de ekonomik”. Oysa “Morning

Post”, Şeyh Sait Ayaklanması’nın gerekçesi olarak feodal Kürt aşiretlerinin,

Cumhuriyet rejiminin kendi güç ve otoritelerine son vermesinden korkmalarını

gösteriyor. “L’Information” ise (28.2 tarihli “Kürt Baskını” adlı başyazı) “laik

Cumhuriyete karşı dini bir hareket olmaktan uzak” olarak nitelediği

başkaldırının gerekçesinin “dağlarda yaşayan köylülerin, Lozan anlaşmasında

öngörülen ‘mübadele’ işlemi gereği yurtdışından getirilen Türklerin verimli

yaylalara yerleştirilmesine itirazı” olduğunu savunuyor.

4. Ankara Hükümetinin Görüşü

Başbakan Fethi Bey, Büyük Millet Meclisi’nde Kürt Ayaklanmasının,

tam da önemli uluslararası konuların (Musul olsa gerek) çözüm aşamasına

geldiği bir sırada baş gösterdiğine üstü kapalı olarak değinmişti. Muhalefetten

Kâzım Karabekir de başbakanın açıklamalarını “Fethi Bey ayaklanmanın

arkasında her halde dış kaynaklı entrikaları görüyor.” biçiminde yorumlamış ve

kendisi de (İngiliz) oyunların(ın) rol oynadığına inandığını söylemişti. İngiliz

basını ise Ankara’daki resmi çevrelerin bu “yabancı parmak” faktörünü yalnızca

hareketin ilk günlerinde ön plana çıkardığını, sonraki günlerde ise daha çok din

ve hanedan kaynaklı faktörleri vurguladığını kanıtlayabilmek istiyor. Bu arada

yeni hükümet, dinin kamuoyunu etkilemek amacıyla politik amaçlı

kullanılmasının “vatana ihanet” olarak algılanacağı yeni bir yasayı uygulamaya

koydu. Böylece ayaklanmayı, uygulayacağı iç politika için bir malzeme olarak

kullanacağı açıkça belli oluyor.

5. İngiliz Kışkırtması ve Musul Sorunuyla Bağlantı

a. Geçtiğimiz sonbahar aylarında Türk kuvvetlerinin Hakkâri’deki

Nesturilere karşı düzenlediği operasyon sırasında ayaklanmanın başı Şeyh Sait,

Türk hükümetine karşı safta yer almıştı. 17 Ekim 1924 tarihli “Musul”

raporunda, -önceki yıl İstanbul’da toplanan Musul Konferansı’nın başarısızlıkla

sonuçlanmasına neden olan- Hakkâri sorunu ile İngilizlerin Musul politikası

arasındaki ilişkiye değinmiştik.

b. Yine geçen Ocak ayında Nesturi ve Keldani Metropolitinin, bir süre

İngiltere’de Canterbury Başpiskoposu’nun konuğu olduğunun altını çizmekte

yarar var. Bu bağlamda “Manchester Guardian” da, Musul sorununa çözüm

arayışı içinde olunduğu şu sıralarda, ya Yakındoğu’daki İngiliz yönetimi altında

bulunan Nesturilere Irak hükümetinin dolaylı denetimi altında hiç olmazsa

kısmi bir özerklik verilmesi ya da anayurtlarına kavuşmalarının sağlanması gibi

konuların git gide artan bir önem kazanmakta olduğunun altını çiziyor.

c. İngilizlerin, Kürt Ayaklanmasını desteklediklerinin somut bir kanıtı

yok. Ancak; aylar boyunca yapılan planlı hazırlıklar, isyancıların, makineli

tüfeklerin de desteğiyle çok iyi donatılmış oldukları ve hele ayaklanmanın

zamanlamasının yarattığı kuşkular Türk basını tarafından haklı olarak dilegetiriliyor. Ne var ki İngiltere için ayaklanmanın başarılı olup olmaması hiç de

önemli değil. Önemli olan Türkiye sınırları içinde Türk karşıtı ayrılıkçı bir

silâhlı hareketin varlığı. Musul sorununun, Kürt-Nesturi-Keldani odaklı

çözülmesi gerektiğini savunan İngiltere’nin eline böylelikle kararlılığını

güçlendirici sağlam bir kanıt geçiyor ve bunu da önümüzdeki yazın başında

Musul sorununun görüşüleceği Cenevre Konferansı’nda kullanacak.

d. Bu arada rakibin silâhıyla saldırıya geçen İngiliz basını Türkiye

aleyhine “Hırsızı yakalayın!” çığlıkları atıyor. Bunu en çok “Daily Telegraph”

yapıyor. Nitekim 22.2 tarihli gazetede “Türk zihniyetini en iyi bilen İngiliz

askeri ve diplomatik çevreleri Ankara’nın isyancı Kürtlere karşı aldığı askeri

önlemlere büyük kuşku ve güvensizlikle bakıyorlar. Yapılan hazırlıklar,

Osmanlı ordusunun, Irak’ın Musul yöresindeki Rowanduz köyüne 1923’te

düzenlediği baskın öncesini anımsatıyor.” deniyor. Haberde daha sonra, ki 28.2

tarihli başyazı da bu görüşü sahipleniyor, Türklerin Milletler Cemiyeti’ne ve

tüm üye devletlere, Türk askerinin neler yapabileceği ve belki de Irak’ı ele

geçirmeye yönelik gerçekten bir askeri harekâta girişebileceği konusunda

bilinçli bir gözdağı vermeyi amaçladığı söyleniyor. İngiltere belki de, şu anda

Musul’da bulunan karma komisyonu, Mart ayında yayınlayacağı raporun

sonucu konusunda etkilemek istemektedir.

Kürt Ayaklanması ister başarıya ulaşsın isterse son derece kararlı ve gözü

kara görünen Türk hükümeti tarafından bastırılsın, Kürdistan’da şu anda olup

bitenlerden hareketle Türk-İngiliz gerginliğinin önümüzdeki aylarda artarak

süreceğine kesin gözüyle bakılabilir.

Dr. H. Stürmer

(RGASPİ fond 544, liste 3, dosya 129, yaprak 12-17.)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ŞEYH SAİT İSYANI VE KOMİNTERN
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEALDREAM  :: Forum bilgi :: GÜNDEM GÜNCEL-
Buraya geçin: