SEALDREAM

SANATIN SONSUZLUĞA SELAMI-DÜŞLERİNE DOKUN-AMA BÜYÜSÜ BOZULMASIN
 
AnasayfaİNTROTakvimGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ŞEHİR SAVAŞLARI HAKKINDA

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ÖZGEYLANİ
Süper Modoratör
Süper Modoratör
avatar

Mesaj Sayısı : 603
Kayıt tarihi : 24/07/09
Yaş : 60
Nerden : MERSİN-TOROSLAR İLÇESİ

MesajKonu: ŞEHİR SAVAŞLARI HAKKINDA   Perş. Ara. 17, 2009 9:44 pm

Konumuz şehir savaşları. Tabi
ben bir dolu yazar – çizer gibi silahlar çekildi, tehlikeli bir sürece girdik
cinsinden yazılar yazmayacağım, ben gelecekte bizi bekleyen ciddi bir tehlikeden
bahsedeceğim.

Bugün Kürtlere hamilik eden büyük ağabeyleri Amerika – İsrail’in şehir savaşları
konseptinden bahsedeceğim ve bu bahis esnasında neden bizim için önemli olduğunun
yanıtını vereceğim. İsrail devleti henüz kurulma aşamasında iken, kurulduktan sonra
da bu tekniği kullanmıştır ve dünyada bu konuda en tecrübeli orduya sahiptir.

Standart bir saldırı stratejisinde genellikle ordular gelişmiş ve düzenli şehirlerde
elektrik hatlarına, telefon şebekelerine vb… saldırarak halkı tecrit altına alıp
psikolojisini bozarak direniş gücünü kırarlar. Böylece bir karşı koyma gerçekleşse
bile bu mevcut gücün tamamı olmayacağından bertaraf edilmesi kolaylaşır ve askeri
kayıpların sayısı en az seviyeye iner. 11 Eylül’ü hatırlarsanız Amerikan halkının
bir elektrik kesilmesinde bile nasıl paniklediklerini, ne yapacaklarını bilemez hale
geldiklerini anımsayabilirsiniz.

Tabi bu durum gelişmiş ülkelerin gelişmiş şehirlerinde geçerlidir. Oysaki gelişmemiş
ve gelişmekte olan ülkelerde durum bunun aksidir. Örneğin bu dersi Amerika 1993
yılında Somali’nin Mogadişu şehrinde almıştır. Eli silah tutan ve sefil bir halde
bulunan Mogadişu halkı Amerika’nın seçkin Ranger birliklerinin %60’ını yok etmeyi
başarmış ve şehir Amerikan askerleri için tam anlamıyla cehennem haline gelmişti.
Çünkü gelişmemiş toplumlarda veya gelişmekte olan toplumlarda şehir hayatı zaten bir
kaos gibidir, doğal olarak elektrik kesilmesi, telefon hatlarının kesilmesi
insanları tecrit altına almaya, psikolojisini bozmaya yetmezdi.

Bu gerçeği anlayan Amerika’da o tarihten itibaren yeni bir konsept geliştirmeye
başladı, MOUT (Şehirleşmiş Bölgeler Askeri Operasyonları )! Bunun için konunun en
uzman ordusu olan İsrail ordusundan destek alındı. İsrailli askeri uzmanlar gizlice
Amerika’ya sokuldu ve eğitim süreci başladı. İsrailli uzmanlar Sniper, patlayıcı
timleri, zırhlı kuvvetler ve hava gücünü bir şehrin daracık alanlarında bile nasıl
etkin ve koordineli kullanabilecekleri konusunda eğitti. Eğitim parkuru ise dar
sokaklı ve alçak binaların bulunduğu, ses ve duman efektleri ile gerçeklik
kazandırılmış üçüncü dünya ülkelerinin sokaklarına benzer bir modeldi. Ayrıca deniz
piyadelerinin etkin kullanımı için teknolojinin imkânlarında da faydalanıp “Şehir
Savaşçısı” adlı simülasyon ile komuta kademelerini de eğitti. Bugün Irak, Afganistan
gibi ülkelerde görev yapan askerlerin tamamı bu tip bir eğitimden
geçirilmişlerdir.

Amerikan Savaş Akademisi ise şehir savaşları konusunda bir yayınında şunları
söylüyordu: “Savaşların geleceği dünyanın geri kalmış şehirlerinin sokaklarından,
lağımlarından ve derme çatma evlerinden geçmektedir”.

Tabi bu süreçte saldırı yapılacak olan şehirlerin bilgilerinin elde edilmesi önemli
bir durumdur. Her şehrin yapısı ve insanları aynı olmadığı için taktik ve strateji
geliştirmek için önceden şehrin incelenmesi, düzenli olarak bilgilerinin
kaydedilmesi önemlidir. Bu konuda da derin operasyon uzman ve çok defa kullanılan
bir düşünce kuruluşuna (thik thank) görev verildi, RAND! RAND, İstanbul’da dahil
olmak üzere pek çok şehirde ve ülkede “bilimsel” araştırma yapıyor. İnceleme altında
olan şehirde suç yapısı, eğitim sistemi, sağlık durumu gibi birçok önemli konu ince
elenip sık dokunarak hazırlanan raporlar düzenli olarak Amerikan Ordusu Arroyo
araştırma merkezi veritabanına kaydediliyor. Bu ilginç çalışmalarından biriside
“Nüfus Hareketlerinin Gelecek Çatışmalara Etkisi”. Çalışmada konu edilen ana fikir
ise aşırı göç alan şehirlerin “şehirleşmiş terör” doğurma
yapısı! Bugünümüzü ne kadar aydınlatan bir çalışma değil mi?

Peki, bizi bu kadar ilgilendiren kısmı nedir? Görüldüğü üzere Amerika şehirlerimiz
hakkında yeterli bilgiye sahiptir, Irak’ta Kürtleri kim eğitiyor dersiniz? Amerika
ve İsrail! Ülkemize gelen “barış havarileri“ de bu konuda eğitilenler içerisindedir
elbette. Doğal olarak şehirlerimizde nasıl ciddi bir terör yaratılacağı konusunda
ciddi bilgilere sahip olduklarına göre ve gelişen Kürt terörü de ortada olduğuna
göre işin vahameti daha derin boyutlardadır!

Tabi burada yukarıda anlatılanlar düzenli ordular için geçerli itirazı gelebilir! Bu
konuda kısmen haklılar, şimdiye kadar yalnız düzenli orduların konseptinden
bahsettim. Şimdide önemli diğer bir hususa geçelim, Mistaravim timleri ve Kürtler!

Sanırım 2004 yılı idi ve Hürriyet gazetesinde bir haber çıkmıştı, İsrailli
Mistaravim timlerinin Kuzey Irak’ta Kürtleri eğittiğinden bahsediyordu. Tabi geniş
içerik verilmiyordu, şimdi de Mistaravim’i tanıyalım ve böylece nasıl bir tehdit
içerdiğini anlayalım.

Mistaravim kelimesi İbranicede “Arap olmak” anlamına geliyor, yani benzemekten de
öte birebir Arap gibi olmak anlamında. Tabi Mistaravim aslında bu timlerin gerçek
isimleri değil, asıl isimleri “Sayaret Duvdevan”, ayrıca Birim 217 olarak da
bilinirler. Kuruluş tarihleri ise 1936 yani daha İsrail devleti ortada yokken
kurulmuşlardı, zaten maksatları olan İsrail devletini kurmak için bu gibi militan
örgütler kurdular. Zira o dönemde düzenli orduları yoktu, devlet olmadıkları için
olması da mümkün değildi. İşte böyle bir amaca hizmet için doğdu Mistaravimler.

Karargâhları ise Ramallah kentinde bulunuyor. İstihbarat veya sızma birimlerinde en
önemli farkları ise uzun süreli sızmalarla bilgi toplamak değil kısa süreli
sızmalarla suikast ve sabotaj yapmaktır. İsrail devleti kurulunca bu timleri
dağıttı, tabi kazanılmış tecrübeler bir kenara bırakılmadı. 1967 yılında başlayan
Altı Gün Savaşı’nda sert bir Filistin direnişi ile karşılaşan İsrail artık
Mistaravim timlerinin yeniden uyandırılma vakti geldiğine karar verdi.

Yeniden uyandırılan timin adı bu sefer "Sayaret Rimon" yani “El Bombası” olmuştu.
Mistaravim timleri 1971 yılına kadar Filistin’in işgal edilen topraklarında
direnişçi liderleri, gelecekte liderlik yapabilecek olan kişileri suikastlar
düzenleyerek yok etti ve görevinde başarılı olarak güçlü direnişin bastırılması
sağlandı ve akabinde yeniden dağıtıldılar.

1987 yılında intifada ile yeniden Filistin direnişi başlayınca doğal olarak tekrar
Mistaravimler uyandırıldı. Bu defa iki tim haline getirildiler. “Sayaret Shimshon
(Birim 367)” ve “Sayaret Duvdevan
(Birim 217)” adını aldılar. Bugüne kadar ise faaliyet gösteren bir tek Birim 217
kalmıştır, Birim 367 uyutulmuştur.

Mistaravim timleri 15 aylık temel eğitimden geçirilirler. Özel ve seçkin askerlerden
oluşurlar. Seçilme aşamasında en önem verilen özellikleri ise acımasızlık ve cesaret
konusunda en üstün kişiler tercih edilir. Eğitim içeriklerine gelince Dört ay Mitkan
Adam üssünde temel piyade eğitimi aldıktan sonra iki buçuk ay aynı üste, üst düzey
piyade eğitimden geçerler. Piyade eğitiminden sonra gerçek eğitimleri başlayan ve
iki ay süresince şehir içi gecekondu bölgelerinde sızma ve kolay yön tayini
becerilerini edinen öğrenciler bunu takiben Kontra Terör okulunda beş haftalık
eğitimlerine başlarlar. Bu eğitimlerden sonra Mistaravim timlerinin tecrübeli
subayları tarafından eğitime alınırlar ve sızma teknikleriyle Arap dili ve
geleneklerini ezberlercesine öğrenirler. Bu dönemde elemanlara saç boyama, kontak
lensler ve Arap giyimlerini etkin şekilde nasıl kullanacakları öğretilir. Eğitimin
geri
kalanında bir aylık kurslar halinde keskin nişancılık, araba sürüş ve patlayıcı
eğitimleri verilir. Mistaravim timleri için sessizlik ve dikkat çekmeme önemli
olduğu için İsrail ordusu tarafından geliştirilen ve gerçekten son derece iyi bir
sanat olan Krav Maga savaş sanatı öğretilir.

Mistaravim timlerinin kullandıkları silahlara gelecek olursak Micro ve Mini Uzi yarı
otomatik tüfek bunlardan ilkidir. Bunun yanında her eleman son derece kaliteli bir
tabanca olan Sig Sauer P226 taşır. Bu silahların yanında her tim operasyon sırasında
bir adet düşük kalibreli susturuculu tabanca bulundururlar, bunun sebebi tahmin
ettiğiniz gibi hedefler üzerinde kullanmak değil tam tersine Filistin yerleşim
alanlarında çokça dolaşan sokak köpeklerini öldürmektir. Sürüler halinde dolaşan bu
köpekler operasyonlara engel olabilir diye ilk görüşte öldürülür. Timlerin bu
saydığım silahlar dışında en önemli aletleri Sniper tüfekleridir ve genelde suikast
görevlerini bu silahlarla yerine getirirler. En sık kullandıkları tüfek cinsi Mauser
SR86 ve Mauser SP66 SWS'dir.

Mistaravim timleri için en önemli mesele Filistin sokaklarında dikkat çekmeden
hareket edebilmeleri olmuştur. Bu nedenle timin garajında pek çok modelde sivil
taşıt bulunur. Bu araçlar sahte plakalı ve Filistinlilerin kullandıkları araçların
modelinde ve rengindedir. Araçlar dışarıdan bakıldığı zaman dikkat çekmeyecek eski
arabalara benzerler fakat bütün iç donanımları yepyeni ve kasaları
güçlendirilmiştir. Operasyonlarda kullanılacak silah ve ekipmanlar araçların gizli
zulalarında saklanır.

Mistaravim timleri İntifadanın başından beri yüzlerce operasyonda bulunmuş ve pek
çok Filistinliyi katletmiş veya kaçırmıştır. Bu timlerin teşkilat yapısı çok
serbesttir ve hiç bir askeri disipline bağlı değildirler. Çoğu zaman kendi
operasyonları nı planlar ve kimseye sormadan uygularlar bu sebeple bazen İsrail
ordusunun diğer operasyonları ile çakışmaları ve birbirlerine ateş açmaları bile
vuku bulmaktadır. Mistaravim timlerini görünüşlerinden Filistin direnişçileri sanan
pek çok İsrail askeri hatalarının bedelini fena ödemişlerdir.

Mistaravim timleri Filistinliler üzerinde müthiş bir psikolojik etkide yaratır.
Bunun sebebi bir direnişçi için artık hiç bir yerin güvenli olmaması ve hiç ummadığı
anda kendisi gibi Araba benzeyen kişiler tarafından bir anda öldürülüp veya
kaçırılabileceği korkusunu yaşamalarıdır.

1992'den sonra Filistinlilere polis teşkilatı kurma izni verilmesi Mistaravimin
işini daha da kolaylaştırmıştır. Bunun sebebi sivil giyimli Mistaravim timleri bir
Filistinliyi kendi evinden yaka paça kaçırırken bile etraftaki insanların onları
Filistinli sivil polis sanmaları hatta bazen bir haini tutukluyorlar sanıp alkış
bile tutmalarıdır.

İşte bu Mistaravim Kuzey Irak'taki Kürtlere eğitim verdi ve vermeye de devam
ediyorlar. Tabi yalnız bizim ülkemizde değil komşu birçok ülkede de aynı işi
yapacaklar. Ülkemize de sızdıklarını, sızacaklarını tahmin etmek zor değil. Yukarıda
anlatılanları dikkatli okuduysanız Türklerin başına gelecekleri tahmin
edebilirsiniz. Özellikle Kürtlerinde Yahudiler gibi bir devlete kavuşmak
istediklerini, aynı teknikler ile eğitildiklerini ve başarılarının da tespit
edildiğini göze aldığımızda durumun vahameti daha net ortaya çıkmaktadır. Kürt
terörünün boyutlarının varacağı noktayı kestirmek zor olmasa gerekir.

Tabi burada bana TSK’ini küçümsüyor musun diye bir soru gelebilir. Cevabım elbette
hayır, fakat TSK’nin saldırı altında olduğunu, savunmaya çekilmek zorunda
bırakıldığını, iş yapacak mensuplarının bahanelerle bir bir cezaevlerine atıldığını,
siyasi iktidarın gayreti ile TSK’nin elinin, kolunun bağlı olduğunu düşündüğümüzde
durum pek iç açıcı olmadığı ortadadır.

Türkiye’yi ve Türkleri oldukça zor zamanlar beklemektedir. Şimdi bizler bunu
yazarken potansiyel olarak hedef haline geliyoruz. İç savaşın kanlı sürecinde
bizleri insanlarımızı aydınlatmamız için susturma yoluna gidecekleri muhakkaktır.
Umudum şudur ki her zaman bir Kür Şad, bir ****** bağrından çıkarabilmiş Türk
milletinin sinesinden yeni bir kahraman çıkacağıdır. Türk uyanık oldukça düşman
şüphesiz zafer kazanamaz!

Ferhat SARIKAYA
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ŞEHİR SAVAŞLARI HAKKINDA
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ŞEHİR SAVAŞLARI HAKKINDA
» AY SAVAŞCISINI İZLEYEBİLCEZZZ
» Lev Tolstoy - Savaş Ve Barış
» Yönetici hakkinda hersey
» ! >>>>> KONU SABİTLEME HAKKINDA <<<<< !

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SEALDREAM  :: TARİH-
Buraya geçin: